Intrinsic risk factors associated with iliotibial band syndrome: A systematic review.

Objective: Iliotibial band syndrome (ITBS) is the second most common running injury and the leading cause of lateral knee pain. Despite the numerous investigations on the subject, the intrinsic risk factors that may be involved in the syndrome have still not been highlighted and no consensus has bee...

Descripción completa

Detalles Bibliográficos
Publicado en:Spor Hekimligi Dergisi/Turkish Journal of Sports Medicine Vol. 58; no. 2; pp. 94 - 102
Autores principales: Roosens, Eddy, Beaufils, Coline, Busegnies, Yves, Van Tiggelen, Damien
Formato: research systematic review tables/charts Journal Article
Publicado: Turkish Journal of Sports Medicine / Spor Hekimleri Dernegi Jun2023
Acceso en línea:Ver este registro en EBSCOhost
Descripción
Sumario:Objective: Iliotibial band syndrome (ITBS) is the second most common running injury and the leading cause of lateral knee pain. Despite the numerous investigations on the subject, the intrinsic risk factors that may be involved in the syndrome have still not been highlighted and no consensus has been established in the literature. The objective of this systematic review is to investigate intrinsic risk factors associated with iliotibial band syndrome in order to provide an algorithm for future research and clinical guidance. Material and Methods: A systematic review of the literature was carried out according to the PRISMA guidelines, in the PubMed and ScienceDirect databases in order to identify studies investigating different parameters on patients with the syndrome since 2015; the date of the last systematic review on the subject. Results: Ten studies met the inclusion criteria of this review: cohort (n=1), cross-sectional study (n=8), case-control study (n=1). The results show that subjects with iliotibial band syndrome show atypical frontal plane kinematics in the hip and knee joint, a more prominent lateral femoral epicondyle, thickening of the iliotibial band, femoropatellar abnormalities and less resistance to fatigue of the gluteus medius muscle. Conclusion: This review offers opportunities in the management of ITBS. Some morphological, neuromuscular, muscle strength and biomechanical factors have been identified specific to ITBS patients. However, this work has several limitations; a small number of included studies, a lack of highlevel studies, and methodological biases. Further studies, including randomized controlled trials and prospective studies are needed to reveal strong relationships between intrinsic risk factors and the onset of the syndrome.
Amaç: iliotibial band sendromu (ITBS), ikinci en yaygın koşu yaralanmasıdır ve lateral diz ağrısının önde gelen nedenidir. Konuyla ilgili çok sayıda araştırma olmasına karşın, neden olabilecek içsel risk faktörleri hala kesin olarak tanımlanamamış ve bugüne kadar bir fikir birliği oluşmamıştır. Bu sistematik incelemenin amacı, gelecekteki araştırmalar ve klinik kılavuzlar için bir algoritma sağlamak için iliotibial bant sendromu ile ilişkili intrinsik risk faktörlerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Konuyla ilgili son sistematik incelemenin yapıldığı tarih olan 2015'ten bu yana hastalarda farklı parametreleri araştıran çalışmaları belirlemek için PubMed ve ScienceDirect veri tabanlarında PRISMA kılavuzlarına göre sistematik bir literatür taraması yapılmıştır. Bulgular: Bu incelemenin dahil edilme kriterlerini karşılayan on çalışma bulunmuştur: Kohort (n=1), kesitsel çalışma (n=8), vaka kontrol çalışması (n=1). Sonuçlar, iliotibial bant sendromlu deneklerin kalça ve diz ekleminde atipik frontal düzlem kinematiği, daha belirgin bir lateral femoral epikondil, iliotibial bantta kalınlaşma, femoropatellar anormallikler ve gluteus medius kasının yorgunluğa karşı daha az direnç gösterdiğini göstermektedir. Sonuç: Bu gözden geçirme ile ITBS tedavisi konusunda öneriler sunulmaktadır. ITBS'li deneklere özgü bazı morfolojik, nöromüsküler özellikler ile kas kuvveti ve biyomekanik faktörler tanımlanmıştır. Bununla birlikte, bu çalışmanın sınırlamaları vardır; dahil edilen çalışma sayısı azdır, üst düzey çalışmaların eksikliği ve metodolojik farklılıklar söz konusudur. intrinsik risk faktörleri ile sendromun başlangıcı arasındaki ilişki hakkında daha güçlü sonuçlara varmak için randomize kontrollü çalışmalar ve prospektif çalışmalar dahil olmak üzere daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.